Ilgarini Mağarası’ndaki Bizans Mağara Manastırı

Ilgarini Mağarası, Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde, Küre Dağları Milli Parkı içinde, deniz seviyesinden 1160 metre yükseklikte yer alan doğal bir mağara sistemidir. 858 metre uzunluğu ve 250 metre derinliğiyle Türkiye’nin en büyük mağaralarından biri olarak kabul edilir. Mağara, 20. yüzyılın başlarında yeniden keşfedilmiş, ancak arkeolojik ve tarihi önemi yakın zamana kadar büyük ölçüde göz ardı edilmiştir. 2012 yılında Pompeiopolis kazılarından bir hafta sonu gezisi sırasında Kastamonu Kültür ve Turizm İl Müdürü Ziver Kaplan’ın rehberliğinde keşfedilen mağara, 2022’de yapılan ikinci bir ziyaretle daha ayrıntılı şekilde incelenmiştir.

Mağara, Bizans dönemine ait taş yapılar, haç grafitileri, kuyu mezarları ve bir sarnıç gibi unsurlarıyla dikkat çeker. Ancak, son yıllarda artan turizm faaliyetleri (yılda yaklaşık 2000 trekking turisti) nedeniyle mağara yüzeylerinde çöp birikimi, grafiti tahribatı ve mezarların yağmalanması gibi sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu makale, Ilgarini Mağarası’nın bir Bizans mağara manastırı olarak önemini ortaya koymayı, arkeolojik bulguları Orta Bizans metinleriyle ilişkilendirmeyi ve mağaranın Aziz Nikon Metanoite ile bağlantılı Chryse Petra manastırı olabileceğini tartışmayı amaçlamaktadır.


Arkeolojik Bulgular

Mağaranın Fiziksel Yapısı ve Mimari Özellikleri

Ilgarini Mağarası, yaklaşık 6 metre yüksekliğinde ve 8 metre genişliğinde devasa bir girişe sahiptir. Mağara ağzı, kuzeydoğuya bakmaz ve bir çukura açılır, bu da yağmurdan korunmasını sağlar. Giriş bölgesinde, taş bir çevre duvarı kalıntıları ve ahşap bir merdiven için kaya içine oyulmuş kiriş delikleri bulunur. Bu delikler, mağara girişinin kuzey tarafında 3 metre yüksekliğe kadar uzanır ve küçük bir mağaracığa bağlanır. Çevre duvarının hemen arkasında, doğal ışıktan faydalanan bir alanda, kuzeyde ve güneyde beşer adet olmak üzere iki sıra halinde dizilmiş dikdörtgen, tek odalı yapılar (keşiş hücreleri) yer alır. Bu yapılar, yalnızca ikinci taş sırasına kadar korunmuştur ve mağara sakinlerinin yaşam alanı olarak değerlendirilir.

Mağaranın daha derin kısımlarında iki önemli şapel bulunur:

  • Şapel A: Mağara girişine yakın, 3,4 x 6,5 metre boyutlarında, doğuya yönelen apsisli bir yapı. Boyutları ve konumu nedeniyle manastırın katholikonu (ana kilisesi) olarak işlev gördüğü düşünülmektedir.
  • Şapel B: Daha derin bir seviyede, 4,2 x 3,2 metre boyutlarında, trikonkhos (üç apsisli) planlı bir yapı. Mezarlara yakınlığı ve trikonkhos planı, bunun bir cenaze şapeli olduğunu gösterir. Trikonkhos tipi, özellikle 6.-11. yüzyıl Bizans manastırlarında, cenaze bağlamlarında yaygın görülür.

Mağaranın iç kısımlarında, kesme taş ve dört tuğla bandından inşa edilmiş bir sarnıç (4 x 2 x 2,3 metre) bulunur. Hidrolik harçla kaplı bu sarnıç, yaklaşık 18,4 m³ su kapasitesine sahiptir ve nemli mağara yüzeylerinden su toplayarak sakinlerin uzun süreli ikametini mümkün kılmış olmalıdır. Mağaranın farklı seviyelerine erişimi kolaylaştıran serpatenler (taş destek duvarlarıyla oluşturulan yollar), beş destek duvarı ve ikinci seviyede 23 teras duvarıyla iyi korunmuştur. Bu yollar, mağaranın dik eğimlerini aşmak için insan yapımı bir çaba olduğunu gösterir.

Mezarlar ve Dendrokronolojik Analiz

Mağarada, Şapel A yakınında üç kuyu mezarı ve Şapel B yakınında yedi kuyu mezarı tespit edilmiştir. Bu mezarlar, ahşap kirişlerle ayrılmış çoklu gömülere ev sahipliği yapmıştır ve yaklaşık iki düzine ceset barındırdığı tahmin edilmektedir. 2000 yılında İstanbul Üniversitesi’nden arkeobotanikçiler tarafından alınan ahşap örnekler, Cornell Üniversitesi’nin Anadolu ana kronolojisi veritabanı kullanılarak analiz edilmiştir. Örnekler, kirişlerin meşe olduğu ve son ağaç halkalarının MS 977 yılına tarihlendiğini göstermiştir. Bu, manastırın 10. yüzyılda aktif olduğunu doğrular. Ancak, mezarların başlangıç tarihi kesin olarak belirlenememiş, yalnızca MS 850 sonrası olduğu söylenebilir. Kafataslarının bulunmaması, muhtemelen ziyaretçiler tarafından hatıra olarak alınmış olmalarıyla açıklanır.

Seramik ve Diğer Buluntular

Mağarada az sayıda kiremit ve kaba seramik bulunmuştur. Bazı seramikler Tarih Öncesi döneme aittir, ancak Bizans dönemine ait olanlar yerel üretimdir ve tarihleme için tanı koyucu değildir. Bizans Paphlagonia’sında seramik topluluklarının uzun süreler boyunca değişmediği bilinmektedir, bu nedenle seramikler kesin bir tarihleme sağlamaz. Ancak, haç grafitileri ve yazıtlar, daha güvenilir bir tarihleme kaynağı sunar.

Grafitiler ve Yazıtlar

Mağara yüzeylerinde, özellikle Şapel A, ikinci serpatenin başlangıcı ve Şapel B yakınındaki mezar alanlarında yoğunlaşan çok sayıda haç grafitisi bulunur. Bu grafitiler, Hıristiyan kullanımını açıkça ortaya koyar ve üç ana tipte sınıflandırılabilir:

  1. Yaprak Haç: Ortada birleşen yaprak motifli haçlar, 11.-12. yüzyıl templon epistyllerine (ikonostasis üst kirişleri) benzer.
  2. Halkalı Haç: Kol uçlarında dairesel halkalar olan haçlar, 10.-11. yüzyıl bronz haçlarla ilişkilendirilir. Küçük haçlarla doldurulmuş köşe boşlukları, Haçlı Seferleri ile bağlantılı bir deseni anımsatır.
  3. Üç Çatallı Haç (Σταυρός με τρισχιδείς απολήξεις): 9.-11. yüzyıl Bizans bağlamlarında yaygın olan bu haçlar, muhtemelen On İki Havari’yi sembolize eder.

Şapel B yakınında bulunan bir Yunanca graffiti, mağaranın dini karakterini güçlendirir:
[Κύριε βοήθει τόν] πρεσβύ{βύ}τερον Βασίλιον κὲ πάντ(ας)τοὺς ήλθησο(μέν)ους κ<αi> ἐρχομένους.
Çeviri: “[Tanrım, yardım et] rahip Basileios’a ve gelen ve [gelen] herkese.”
Paleografik analiz, yazıtın 9.-10. yüzyıllara tarihlendiğini gösterir. Yazıdaki iotasizm (ι yerine ει) ve monoftongizasyon (ε yerine αι) gibi özellikler, 10.-11. yüzyıl yazım standartlarıyla uyumludur. Yazıtın yanındaki gemi grafitisi, üç direkli bir ticaret gemisini temsil eder ve denizle bağlantılı bir ziyaretçiyi ima edebilir. Gemi grafitileri, Bizans dünyasında yaygın bir tema olup, genellikle hacılar veya denizciler tarafından kazınmıştır.


Tarihi Bağlam ve Chryse Petra Tanımlaması

Mağaranın Bizans Manastırı

Ilgarini Mağarası, keşiş hücreleri, iki şapel, mezarlar ve sarnıç gibi özellikleriyle tipik bir Bizans mağara manastırı karakteri taşır. Mağaranın ücra konumu, Hıristiyan çileciliğinde önemli bir unsur olan inzivayı destekler. Doğal mağaralar, Bizans dünyasında ermişler için ideal mekanlar olarak görülürdü; Ilgarini Mağarası da bu bağlamda, 9.-11. yüzyıllarda troglodit manastırcılığın merkezi olarak işlev görmüş olabilir. Şapel A’nın katholikon, Şapel B’nin ise cenaze şapeli olarak işlev gördüğü düşünülmektedir. İki şapelin varlığı, günlük liturjik hizmetler ile cenaze ritüelleri arasında bir işlevsel bölünmeyi yansıtır.

Mağaranın mekansal düzeni, keşiş hücrelerinin doğal ışık alan giriş bölgesinde, şapeller ve mezarların ise karanlık iç kısımlarda yer almasıyla dikkat çeker. Bu düzen, şapellerin yalnızca belirli zamanlarda (mum veya lamba ile) kullanıldığını ve hücrelerin günlük yaşam için işgal edildiğini düşündürür. Mağara, yaklaşık bir düzine keşişe ev sahipliği yapmış ve çevresindeki ermiş toplulukları için bir merkez görevi görmüş olabilir.

Chryse Petra ile Bağlantı

Chryse Petra (“Altın Kaya”), 10. yüzyıl Bizans metinlerinde önemli bir dağ manastırı olarak anılır. Aziz Nikon Metanoite’nin Hayatı, manastırın Pontos ile Paphlagonia sınırında, sert ve kurak bir dağda yer aldığını belirtir. Metin, manastırın adını iki şekilde açıklar: ya güneş ışınlarının kayaya vurmasıyla yaldızlı bir görünüm kazanması ya da orada eğitilen ruhların altına dönüşmesi. Diğer metinler, Chryse Petra’nın Amastris ve Sinope arasında bir yerde olduğunu doğrular:

  • Genç St Dorotheos’un Hayatı: Chryse Petra’nın Chiliokomon/Suluova’ya yakın olduğunu belirtir.
  • Daniel’in Diegesis’i: Chryse Petra’yı Sinope ile Kuzey Bitinya arasında yerleştirir.
  • Hızlı John’un Sinaksarion Notu: Manastırın Amastris’e yakın olduğunu vurgular.

Nikon’un bir günde Parthenios Nehri’ne (modern Bartın suyu) ulaşması, Chryse Petra’nın Ilgarini Mağarası’na yaklaşık 70 km mesafede olabileceğini düşündürür. Mağaranın girişindeki altın renkli kaya şeridi, Chryse Petra adıyla ilişkilendirilebilecek görsel bir ipucu sunar. Ayrıca, Amastrisli St George’un Hayatı’nda bahsedilen Mt Agrioserike mağarasının, Chryse Petra’nın erken bir formu olabileceği öne sürülmektedir. Ancak, metinlerde manastırın bir mağara olarak tanımlanmaması, kesin bir tanımlamayı zorlaştırmaktadır. Yine de, Ilgarini Mağarası’nın Chryse Petra manastır ağı içinde önemli bir merkez olduğu yüksek olasılık taşır.


Karşılaştırmalar

Ilgarini Mağarası, diğer Bizans mağara manastırlarıyla karşılaştırıldığında benzersizdir. Kapadokya’daki kaya manastırları, doğal mağaralar yerine oyulmuş tüf kayalara inşa edilmiştir ve genellikle daha geç tarihlidir. Ancak, aşağıdaki alanlarla benzerlikler gösterir:

  • Olevano sul Tusciano (Salerno, İtalya): Başmelek Mikail mağarası, doğal bir mağarada inşa edilmiş birden fazla şapel, mezar ve su toplama sistemiyle Ilgarini Mağarası’na benzer. 8.-9. yüzyıllarda Lombard Dükleri’nin himayesinde gelişmiştir.
  • Murfatlar Manastırı (Dobruca, Romanya): Kayadan oyulmuş bu kompleks, haç grafitileri, birden fazla şapel ve hücre odalarıyla Ilgarini Mağarası’na benzer. 10. yüzyıla tarihlendirilir.

Bu karşılaştırmalar, Ilgarini Mağarası’nın tam gelişmiş bir Bizans mağara manastırı olduğunu ve troglodit manastırcılığın nadir bir örneğini temsil ettiğini gösterir.


Bölgesel ve Tarihi Bağlam

Paphlagonia, Bizans döneminde kıyı ve iç kesimlerinin sınırlı arkeolojik araştırmalara konu olması nedeniyle az çalışılmıştır. Ilgarini Mağarası, Küre Dağları’nın doğal bariyeri nedeniyle izole bir konumda bulunur ve bu, manastırın çileci yaşam için ideal bir yer olmasını sağlamıştır. Mağaranın çevresindeki diğer mağaralar (örneğin, Kafatası Mağarası ve Medil Mağarası) da troglodit bir ağın parçası olabileceğini düşündürür. Gideros/Kytoros gibi kıyı yerleşimleri, mağarayı ziyaret eden hacılar için bir demirleme noktası sağlamış olabilir.

Chryse Petra, 10. yüzyılda İmparator Romanos I tarafından ayrıcalıklandırılmış ve Paphlagonia’nın en önemli manastırlarından biri olarak kabul edilmiştir. Nikon Metanoite ve Hızlı John gibi önemli figürlerin burada eğitim alması, manastırın bölgesel etkisini gösterir. Ayrıca, Amastrisli St George’un Hayatı’nda bahsedilen Mt Agrioserike, Chryse Petra’nın erken bir formu olabilir, bu da manastırın 8.-9. yüzyıldan itibaren aktif olduğunu düşündürür.


Ilgarini Mağarası, 9.-11. yüzyıllarda Küre Dağları’nda troglodit manastırcılığın merkezi olarak hizmet vermiş, yaklaşık bir düzine keşişe ev sahipliği yapmış bir Bizans manastırıdır. Arkeolojik bulgular (şapeller, mezarlar, sarnıç, grafitiler) ve tarihi metinler, mağaranın Chryse Petra ile bağlantılı olabileceğini güçlü bir şekilde destekler. Mağaranın ücra konumu, çileci yaşam için ideal bir ortam sunarken, haç grafitileri ve yazıtlar, dindar bir topluluğun varlığına işaret eder. Ancak, artan turizm ve tahribat, bu eşsiz alanın korunmasını tehdit etmektedir. Gelecekteki araştırmalar, mağaranın bölgesel önemini ve Chryse Petra ile ilişkisini daha netleştirebilir. Ilgarini Mağarası, iç Paphlagonia ile Karadeniz kıyısı arasındaki boşluğu dolduran önemli bir Bizans manastır alanı olarak kabul edilmelidir.


Kaynakça

  • Akkemik, Ü., Aytuğ, B., Güzel, S. 2004: “Ilgarini Mağarası’nda (Pınarbaşı, Kastamonu, Türkiye) arkeobotanik ve dendroarkeolojik çalışmalar.” Turkish Journal for Agriculture and Forestry 28: 9–17.
  • Belke, K. 1996: Paphlagonien und Honorias (TIB 9). Viyana, Verlag der ÖAW.
  • Cassis, M. 2015: “Bizans Döneminde Cide-Senpazar Bölgesi.” In Kinetic Landscapes: The Cide Archaeological Project. Varşova, De Gruyter: 294–363.
  • Della Dora, V. 2016: Landscape, Nature, and the Sacred in Byzantium. Cambridge, Cambridge University Press.
  • Sullivan, D. 1987: The Life of Saint Nikon. Brookline, MA, Hellenic College Press.
  • Talbot, A.-M. 2001: “Byzantine Monasticism.” In The Oxford History of Byzantium. Oxford, Oxford University Press: 266–74.
Paylaş:

Yorum

ADEM SALCIOĞLU

ILGAR kelimesinin Kıpçak – Kuman kökenli Türkçe bir kelime olduğunu ve bölgede 18 yy’da Osmanlı arşivlerinde kayda girmiş “Ilgar” adıyla bir köy olduğunu biliyor muydunuz? 🙂 Ezbere tarih artık sorgulanmalı.

ADEM SALCIOĞLU için bir yanıt yazınYanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir