Cide’de Geleneksel Tekne Çektirmeleri: Emek, Dayanışma ve Denizin Hatıraları

Karadeniz’in kıyısında, tarih ile doğanın iç içe geçtiği büyüleyici bir coğrafyada yer alan Cide, yüzyıllardır balıkçılıkla geçinen halkı, doğaya duyduğu saygı ve dayanışma kültürüyle tanınır. Sahillerinde yankılanan martı sesleri ve yosun kokusuna karışan tuzlu rüzgarlar, yalnızca doğanın değil, geçmişin de izlerini taşır. Bu izlerden biri de, bugün neredeyse unutulmaya yüz tutmuş olan geleneksel tekne çektirme yöntemleridir.

⛵ Zamanın İçinden Gelen Bir Ustalık

Teknolojinin henüz sahil köylerine ulaşmadığı yıllarda, tekneler ve küçük balıkçı gemileri denizden çıkarılıp karaya alınırken, halk el birliğiyle çalışırdı. Özellikle kış aylarında deniz kabardığında, teknelerin karaya çekilmesi zorunluydu. Ancak bu iş, sadece kas gücüyle değil, aynı zamanda zeka, tecrübe ve birlikte hareket etmenin verdiği ritimle yapılırdı.

Bu süreç, makara ve halat sistemleri, ahşap kızaklar ve büyükçe bir direk düzeneği yardımıyla gerçekleştirilirdi. Sistemin merkezinde, çapraz yerleştirilen iki uzun kol etrafında döndürülen büyük bir yatay mil bulunurdu. Köylüler bu kolları çevirerek makarayı döndürür, halatları gerginleştirir ve tekneyi yavaş yavaş kıyıya çekerdi. Her adımda ahşap kızaklar yer değiştirilir, böylece tekne zarar görmeden karaya alınırdı.

🤝 İmece Kültürü ve Toplumsal Dayanışma

Tekne çektirme sadece fiziksel bir iş değil; aynı zamanda bir toplumsal etkinlikti. Kadınlar yemek yapar, çocuklar koşar oynar, yaşlılar yönlendirme yapardı. Bu ortamda, kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiyle birlikte imece ruhu da canlı tutulurdu.

İlyasbey Köyü’nde çekilmiş eski bir fotoğraf, bu geleneğin somut bir belgesidir. Fotoğrafta görülen çocuklar, gençler ve yaşlılar, tekne çektirme makarasının etrafında adeta bir ritim içinde dönmektedir. Her yüz ifadesinde hem sorumluluk hem de dayanışmanın sıcaklığı vardır. Bu anlar, köyün hafızasına kazınmış, bugün bile anlatıldıkça gözleri buğulandıran anılardır.

🔧 Teknik Bilgilerle Geleneksel Zanaat

Bu sistemde kullanılan temel araçlar şunlardı:

Ahşap makaralar (tambur sistemi): Dönme gücünü halata aktarırdı.

Halatlar: Genellikle keten, urgan ya da zamanla naylon iplerden yapılırdı.

Kızaklar: Kalın kütükler ya da düzleştirilmiş ağaç gövdeleri; kaymayı kolaylaştırırdı.

Yağlama Malzemesi: Balık yağı, gres ya da zeytinyağı; kızakların altına sürülürdü.

Tüm bu sistemler basit görünse de denizcilik bilgisi, fizik kuralları ve yılların tecrübesiyle işleyen bir düzenin parçasıydı.

📉 Gelenekten Günümüze: Kaybolan Bir Kültür

Günümüzde Cide sahilinde artık bu geleneksel sistemlere pek rastlanmaz. Vinçler, traktörler, modern tersane sistemleri tekneleri karaya almakta kullanılıyor. Bu da, hem iş yükünü azaltmış hem de hız kazandırmış olsa da, bir kültürel değerin yitip gitmesine neden olmuştur.

Artık eski çektirme sistemleri, birkaç köyde nostaljik bir iz, birkaç aile albümünde sararmış bir fotoğraf ya da yaşlıların dudaklarından dökülen bir hikâye olarak varlığını sürdürüyor.

🕊️ Geleceğe Miras Bırakmak

Bu gelenek, yalnızca bir teknik bilgi değil; aynı zamanda bir yaşam biçimi, bir toplumsal aidiyet duygusu ve doğayla uyumlu yaşamanın sembolüdür. Bu nedenle, Cide gibi kültürel derinliğe sahip yerlerde bu tür geleneklerin belgelenmesi, genç kuşaklara aktarılması büyük önem taşır.

Günümüzde yapılabilecek en değerli işlerden biri, bu çektirme yöntemlerini belgeleyip, hem görsel hem de yazılı kaynaklara dönüştürmek ve böylece kaybolan bu hazineleri geleceğe taşımaktır.

Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir