CİDE YAŞAM PORTALI
En Gelişmiş Haber ve Yaşam Portalı

Kaçmak İstedi

Genç kız o akşam bineceği otobüste giderken özellikle cam kenarını tercih etmişti. İstanbul’a oldukça uzak Karadeniz’in sahilinde ki, ilçeye gidiyordu. Koltuğuna yerleşirken, montunu yukarı koydurmak, istemedi.
İlerleyen saatlerde montunu yastık yerine kullanabilirdi.  Yaşadığı koca şehirde her şey rahat ama o mutlu değildi.

Fazla arkadaşı, dostu da yoktu, çevresinde dertleşecek derdini tasasını paylaşacak biri.  Uzun yolculuk sırasında otobüs kasabalardan, köylerden geçiyordu sırasıyla. Kız, gözlerini geçtikleri yerleri, seyretmekten alamıyor aynı zamanda aklından binlerce düşünce ve duygu da geçiyordu.

Otobüsün geçtiği kimi yerlerde sokaklar bomboştu. Akşam olmuş, oralarda yaşayan az sayıda olan kişilerde evlerine çekilmişti.  Tek tük evlerde cansız soluk ışıklar yanıyordu. Kim bilir her ev gibi bunlarda da ne sorunlar, dertler yaşanıyor. Aşklar, acılar; mutluluk ve mutsuzluklar. Üzüntüler, hastalık ve ölümler. Hayat boyunca her evde her zamanda ayrı, ayrı birer öykü ve hatta romanlar var, diye düşündü…

İnsanlarını artık tanıyamadığım bir ülkenin şehrinden çıktım. Çünkü her yer acı ve dram kokuyordu. Hele ki o masum, güçsüz bebek ve yarının gelecekleri dediğimiz çocukların kurban edilişini duymak yok muydu?

İşte bu ayrı bir burkuyordu, yürekleri.

Müslümanlığımızla övünüp, haktan Hz. s.a.v.’ın ve Hz. Süleyman’ın adaletinden bahsettikçe ahlak yapımız çöküyor ve gören yoktu. Aslında gitmek istemek değildi bu bir nevi kaçmaktı. Birçok şey alınmıştı elimizden artık hayallerimiz bile umutlarımız bile. Evet, bana en çok koyan sabah uykusundan uyanmanın verdiği huzurunda alınmış olmasıydı artık.

Birçok neden vardı ve olacaktı kaçışların ardı arkası kesilmezdi artık bence ama yinede ben “düştüğüm için kanayan dizlerimden dolayı ağlayışlarımı istiyordum”. Ağaçlara tırmanırken, yakar top oynarken ve kar’dan adam yaparken ki bembeyaz, tertemiz günlerimizi, yıllarımızı arıyordum.

İmkânlar verilse gerektiğinde ülkeyi temsil etme potansiyellerinin sesine sağır davranılmasına ve birilerine kurban edilişine alınıyordum. Kapasitelerinin fazla olanlara şans verilmezken, eksik olanların ise her şansa sahip olmasına üzülüyordum. Bunun için, kaçmak istedim.

Masum kimliklere dokunanlara. Günahsızlara ve güçsüzlere dokunan kalkan ellere toplum olarak çöküşümüzden dolayı kaçmak istedim. Yavaş, yavaş parça, parça bölünmemize sevinen bir çoğunlukla nasıl bir arada yaşanır, nasıl nefes alınır, nasıl geleceğe dair bir umut beslenir bilemedim.

Bu sorularla doldurdum kalbimi.

 Ve hiçbir cevabım yoktu. Kendimi avutup, kendime verebileceğim.

 “İyi niyet” bir umuttu diyebildim sadece

Ve, bu korkuyu birçok insanın da hissettiğini düşündüm. En azından İnsan olduğunu bilen birilerinin.

Vicdana, merhamete sahip olan, dünyayı sadece kendisine ait sanmayan birilerinin de  herşeye rağmen olabileceğini umut ettim.

Sevgiyle, saygıyla kalın

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın