CİDE YAŞAM PORTALI
En Gelişmiş Haber ve Yaşam Portalı

İran’da kadınların eylemleri ve emek direnişleri sürüyor

İran’da on hafta önce ülke çapındaki kitle eylemlerinde İran rejiminin devrilmesi ve bölgedeki askeri müdahalelerinin sonlandırılması çağrısı yapıldı; bugünse isyan farklı veçheler altında süregidiyor: Çok sayıda işçi grevi, emek eylemleri, zorunlu örtünmeye ve diğer ayrımcı yasalara karşı kadın protestoları, politik tutsakların ailelerinin eylemleri, Sufi dervişlerinin protestoları ve çevre protestoları. Buna karşılık devlet de kadın aktivistler, işçiler, çevre aktivistleri ve Sufilere yönelik baskısını artırdı. Gözaltına alınan çok sayıda insan, örneğin bir profesör ve çevre aktivisti olan Kavous Seyed Emami, Sufi dervişi Mohammad Raji, ve genç protestocular Sina Ghanbari ve Vahid Heydari gözaltında öldürüldü, ancak intihar ettikleri iddia edildi.

Okuduğunuz yazıda, emek protestoları ve kadın protestolarına yoğunlaşmak ve uluslararası sosyalistler ve muhaliflerin bunlarla nasıl dayanışma sergileyebileceğine* odaklanmak istiyorum.

Emek protestoları ve grevler her yerde

İran’da her gün çelik, şekerkamışı, petrol ve petrokimyasallar, makine imalatı ayrıca telekomünikasyon, demiryolları, inşaat, ulaşım, eğitim, sağlık hizmetleri, belediye hizmetleri ve kargo taşımacılığı (hamallık) gibi çeşitli alanlarda işçi protestoları ve grevleri gerçekleşiyor. Ayrıca emekliler, genç işsizler ve engellilerin gerçekleştirdiği eylemler de oluyor.

Bu emek eylemlerinde asıl olarak (bir aydan tutun da iki yıla kadar) ödenmemiş ücretler ve haklar talep ediliyor; ayrıca çalışanların çoğunluğunun sözleşmeli olduğu veya neredeyse hiç yan hakka sahip olmadığı bir ekonomide işlerin güvencesiz oluşu protesto ediliyor. İşverenler çoğunlukla ya doğrudan devlete, Devrim Muhafızları veya yarı resmi kuruluşlara bağlı; ya da devlete dolaylı biçimde bağlı taşeron şirketlerden oluşuyor.

Protestolar güneydeki Huzistan eyaletinde yoğunlaşıyor. İran’ın sanayi bölgelerinden biri olan Huzistan’da nüfusun çoğunluğu Araplardan oluşuyor. Hükümetin kısa dönemli kârı azamiye çıkarmak ve buraların doğal kaynaklarını tamamen başkent Tahran ve Iran’ın merkezi kesimlerine aktarmak amacıyla yürüttüğü politikalar sonucu su havzaları ve sulak alanlar kuruyor, ciddi çevre sorunları yaşanıyor bölgede. Grevler ve işçi eylemleri ayrıca İran’ın Kürdistan, Azerbaycan, Loristan, İsfahan, Fars, Merkez ve Tahran eyaletlerinde de gerçekleşiyor.

En önemli grevler şöyle sıralanabilir:

Huzistan’ın Ahvaz kentindeki, on yedinci gününe giren Ulusal Çelik grevi ücretlerin / hakların ödenmemesine karşı gerçekleşiyor ve 4000 işçiyi kapsıyor. 1 Mart Perşembe günü, güvenlik kuvvetleri on işçinin evlerini bastı, işçileri “yasadışı” protesto eylemlerine katılma suçlamasıyla gözaltına aldı ve her bir işçi için 10 bin dolarlık kefalet belirledi. Grevciler Ahvaz’da sık sık eylem yaparak gözaltındaki arkadaşlarının serbest bırakılmasını talep ediyor; işçilere eşleri ve diğer aile fertlerinin de katılmasıyla vilayet binası önünde bir protesto gerçekleştirildi.

Huzistan’daki Haft-Tapeh Şekerkamışı grevi de ücret ve hakların verilmemesi nedeniyle, ve sözleşmeli ve yevmiyeli işçilerin güvencesiz koşullarına karşı gerçekleşiyor. Bu grevde aynı zamanda bağımsız sendikalara yasal statü verilmesi talep ediliyor. Emekliler dahil binlerce işçinin dahil olduğu bu greve güvenlik güçleri birkaç kez saldırdı ve çok sayıda işçi gözaltına alındı. Haft Tapeh işçileri son yılların en militan emek direnişlerinden birini sergiliyor.

Hepco makine işçilerinin Merkez Eyaleti’ndeki Arak kentinde süren grevi de ödenmeyen ücretler ve verilmeyen haklar, toplu işten çıkarmalar (işçi sayısı 4000’den 1000’e düşürüldü) ve üretimdeki keskin düşüş nedeniyle örgütleniyor.

Süregiden emek direniş ve grevlerindeki kadın varlığı sadece erkek aile üyelerinin desteklenmesinden ibaret değil: Kadınlar aktif bir biçimde eğitim ve sağlık işçilerinin ayrıca emeklilerin mücadelelerinde rol oynuyor. Yeni ve ümitvar bir gelişme, bazı erkek işçilerin kadınların kadınlar olarak haklarına yönelik destek açıklaması oldu. 30 Ocak tarihinde, Kermanşah’taki Elektrik ve Metal İşçileri Birliği bir açıklama yayımlayarak, zorunlu örtünmeyi protesto eden kadınların eylemlerine destek verdi: “Hiç şüphesiz, İnkilap Sokağı eylemleri olarak bilinen genç kadın ve erkeklerin eylemlerinde kadın ve erkek işçiler, toplumun alt sınıflarından insanlar da yer alıyor. Dolayısıyla yarısı kadınlardan oluşan İran işçi sınıfı zorunlu örtünmeye karşı olan bu hareketi kendisiyle bağlantılı görmekte ve onu kararlılıkla desteklemektedir.” (anjomanbfk.blogfa.com)

Zorunlu örtünmeye ve diğer ayrımcılık biçimlerine karşı kadın protestoları

7 Aralık’ta Vida Movahed adlı tek bir kadının Tahran’ın İnkilap Sokağı’nda bir elektrik kutusuna çıkıp, başörtüsünü çıkarıp, zorunlu örtünmeye karşı protesto amacıyla bir sopaya takıp sallamasından bu yana, Tahran’da ve diğer kentlerde en az 30 kadın benzer eylemler nedeniyle gözaltına alındı. Bazıları ağır kefaletler ödendikten sonra geçici olarak serbest bırakıldı. Ancak bu bireysel protesto eylemleri artmaya devam etti ve buna karşı otoriteler de giderek daha saldırgan bir tavır aldı.

Maryam Shariatmadari 22 Şubat gününde çıktığı elektrik kutusundan aşağı itildi; bacağı kırılan eylemcinin ameliyat olması gerekiyor. Kendisi halen Gharchak hapishanesinde (Tahran yakınlarında) ve geceleri uyumak için bir ranzanın ikinci katına tırmanması gerekiyor. Hamraz Sadeghi, 24 Şubat’ta Tahran’da bir elektrik kutusuna çıkarak eylem yaptığında bir sivil polis tarafından aşağı itildi ve şiddetli bir biçimde dövüldü; ardından tutuklandı ve Gharchak hapishanesine götürüldü. “İnkılap Sokağı Kadınları” olarak bilinen bu insanlar halen “yozlaşmaya ve fuhşa teşvik” suçlamasıyla ve on yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, çeşitli kadın hakları aktivistlerinin çağrısı üzerine, Tahran’daki Çalışma Bakanlığı önünde en az yüz kadın ve erkek toplanmaya çalıştı. Daha toplanmaya bile fırsat bulamadan, saldırıya uğrayıp dövüldüler. En az 84 kişi (59 kadın ve 25 erkek) polis tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar, önceden oraya getirilmiş araçlar ile hemen hapishaneye götürüldü.

Bu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü eyleminin çağrısında, işyerleri, aile ve toplumda cinsiyet ayrımcılığına son verilmesi, ayrıca zorunlu örtünmenin son bulması talepleri yer alıyordu. Eylem girişiminin ardından, örgütleyiciler yine de bir açıklama yayımlayarak, işyerinde ayrımcılığa ve cinslerin tecritine son verilmesini, ayrıca iş ve evlilikte hak eşitliği ve de kadınların kendi giyimini özgürce belirleme hakkını talep etti.

Öte yandan, ülkedeki en dobra ve kapitalizm karşıtı sendika olan, başında bir kadın ve bir erkek (Jafar Azimzadeh ve Parvin Mohammadi) bulunan İran Özgür İşçiler Sendikası da bir dayanışma açıklaması yayımladı. Sendikanın Dünya Kadınlar Günü’yle ilgili açıklamasında şöyle dendi:

“Kadınlar yarım insan değildir. Kadınlar insandır ve bu nedenle de kadın hareketi, ülkemizin içinden geçtiği tarihsel değişimler bağlamındaki en belirleyici toplumsal hareketlerden biridir. Milyonları kapsayan bu hareketin, insan özgürleşmesi mücadelesiyle güçlü bir bağlantısı bulunur. Bu nedenle kadın hareketi, modern tarihin her döneminde emek hareketiyle, onun perspektif ve idealleriyle sürekli ve kırılmaz bir bağlantıya sahip olagelmiştir.

“İran Özgür İşçiler Sendikası, kendisini toplumdaki cinsiyet ayrımcılığına ve diğer her tür eşitsizliğe karşı hareketin bir parçası olarak görüyor. Bu nedenle, Çalışma Bakanlığı önünde adalet ve özgürlük talep eden kadın ve erkeklere yönelik saldırıyı kınıyoruz. Bakanlık önünde gözaltına alınan ve mahkemeye çıkartılan herkesin derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını, İnkılap Sokağı kadınlarına karşı başlatılan kovuşturmanın sona erdirilmesini ve son kırk yıldır İranlı kadınlara dayatılan tüm ayrımcılık biçimlerine derhal son verilmesini talep ediyoruz.”

Cevap Bırakın

Küskünlerin barıştığı, sevenlerin bir araya geldiği, rahmetle ve şefkatle dolu günlerin en değerlilerinden olan

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN