CİDE YAŞAM PORTALI
En Gelişmiş Haber ve Yaşam Portalı

Cide Hastanesinde Değişen Bir Şey Yok

Cide Hastanesinde Değişen Bir Şey Yok.

Ne zamanki imam sayısının üçte biri kadar dr bulundurulur işte o zaman hastanelerde işlenen cinayetlerin önüne geçilir.

Yıl 1980 li

1980 yıllarda samsunlu öğretmenle evlenen köyümüzün kızı hamilelik döneminde talihsiz bir kanama geçirdi.

Diz boyu kar var.

Kar yağışı devam ediyor…

Yollar kapalı.

Bizler o zaman köyümüzün delikanlarıyız.

Haber geldi.

Koşarak okul lojmanına vardık.

Sal hazırlanmış.

7-8 kişi olduk.

Hastayı sala koydular.

Bağladılar.

Üstüne battaniye vb şeyler örtüler.

Hava çok soğuk, ellerimiz, kulaklarımız donuyor.

Yağan kar gözlerimiz, kulaklarımıza doluyor.

Hep birlikte Salı omuzlarımıza aldık.

Omuzlarımızdaki ağırlık nedeniyle kara tamamen batıyoruz ve yürümekte çok zorlanıyoruz.

Öğretmen saldaki eşine sürekli moral veriyor.

Her söylediği söz sanki bir hançer gibi yüreğimize saplanıyor.

Ardımızda hastanın yakınları olan birkaç kadın,

Saatte iki kilometre ancak yol alabiliyoruz.

Cide ye olan mesafe 40 kilometre,

Yoruluyoruz ama belli etmiyoruz.

Salın üstü tamamen karla kaplandı.

Bizim ise ellerimizle kulaklarımız kan kırmızısı.

Cuma yanından yola çıkalı saatler oldu ancak çavuş köyüne gelebildik.

Belli ki önden birileri gitmiş, köye girişte bizlere sıcak mısır ekmeği verdiler.

En çok ellerimizin ısınmasına seviniyoruz.

Omuzlarımızda hastamızın salı bir elimizle tutuyor, diğer elimizle üzerine kar yağdığı için artık sıcak olamayan ekmeği yiyoruz.

Durmuyoruz…

İçimizdeki hastamızı kurtarma isteği yorgunluğu düşünmemize engel oluyor.

Üzeri karla kaplı hasta salımızın üstüne ağaçtan düşen yüklüce bir karı temizlemek için Salı karların üstüne koyuyoruz. Öğretmen saladaki eşine söylediği “kurtulacaksın bir tanem, ne olursun diren hayatım, beni sensiz bırakma ne olur” sözleri duydukça gözlerimizden akan yaş yüzümüzdeki karı biraz eritiyor, sonra donup kalıyor.

Salın üzerindeki tüm karları temizliyoruz.

Omuzlarımızda hasta salıyla yağan karın altında, saatlerdir karda bata çıka yürümeye devam ediyoruz.

Ipsamlaya geldik.

Buralarda kar biraz daha az gibi.

Yokuş yukarı hastamızın salını taşımaya devam ediyoruz…

Yukarıda traktör hazırlanmış bizim hastayı getirmemizi bekliyor.

İçimize bir huzur doluyor, gözlerimize yansıyan mutluluğu hepimiz görebiliyoruz.

Yağan karlar altında hastamızın salını traktörün römorkuna koyuyoruz.

Salın üstündeki karları temizliyoruz.

Ellerimiz buz tutmuş, parmaklarımızı ve kulaklarımızı hissetmiyoruz.

Kadınlar römorktaki hastanın salının etrafına oturuyorlar.

Traktör hemen hareket ediyor.

Kadınlardan birisi yüzü örtüyle kapalı hastamızın yüzünü açarak durumunu kontrol ediyorlar…

Merakla gözlerinde görmek isteğimiz o ifadeyi görmek için gözlerine bakıyoruz fakat…

Gözlerimizden akan yaşı hastamızın öğretmen eşi görmesin diye yüzümüzü diğer yana dönüyoruz.

Traktörün römorkunda yolculuğumuza devem ediyoruz.

Bir ümit diyoruz. Biri ümit.

Gün kararmak üzere, Cide devlet hastanesindeyiz.

Hastamızı salıyla birlikte römorktan indiriyoruz.

Hastanede dr yok.

Hastamızın öğretmen eşi çığlık çığlığa “doktor, doktor nerdesin? Eşim ölüyor doktor, yetiş ne olursun” diye sesleniyor. Ve sisi binayı inletiyor.

Bitmiş, tükenmiş, perişan bir haldeyiz.

Hepimizin gözlerinden yaşlar akıyor.

Doktor yok…

Yıl 2017

01.08 2017 yazları köyde yaşayan annem mide şikayeti nedeniyle ağabeyim tarafından Cide deki hastaneye getiriliyor.

Dr. Sıkıntısı var.

Saatler sonra dr kontrol ediyor,

Sorunu anlayamıyor ve annemin yaşlı olmasını da göz ününe alarak “bizim yapılacağımız bir şey yok, köye götürün” diyor.

Ben durumu haber alır almaz İstanbul dan köye gidiyorum.

Annemin durumu çok ciddi, ne yer ne içerse anında geri geliyor.

Annemi kendi aracımıza koyup İstanbul a yola çıkıyoruz fakat yolda daha büyük bir sıkıntı yaşamamak için Bartın devlet hastanesi acile giriş yapıyoruz.

Sedyeye alınan annem değişik tetkiklere tabi tutuluyor.

Saatler sonra annemin rahatsızlığının nedeni mide altındaki bağırsak fıtığı olduğu, fıtık bağırsağa baskı yaptığı için yediğinin geri geldiği anlaşılıyor.

Acil yoğun bakımda yer olamadığı için hastane annemi Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesine sevk ediyor.

Annem sabaha yakın ameliyata alınıyor.

Sağlıklı bir şekilde hastaneden taburcu oluyor.

Ne yazık ki annemi birkaç ay sonra beyin kanamsından dolayı kaybediyoruz.

Cemil Yıldırım

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın