CİDE YAŞAM PORTALI
En Gelişmiş Haber ve Yaşam Portalı

Külhanbeyliği

 

 

Engellenmiş hayatlara itafen- engelliler ve üçüncü sayfa hayatları adına.

 

Yaşadığımız hayata her günün kişiden, kişiye ayrı ve monoton olan genel bakışı ve aynı gibi geçişi, kişiden kişiye değişip, her kişiye kendince farklı geliyor.
Herkesin acısı gibi, kulvarları da ayrı hayatı yaşam ve algılayış şeklide, bulunduğu yer ve içinde yaşadığı kurallar küçük de büyükte olsa faklılıklar gösteriyor. Ya da hayattan aldığı derslere, kültürlere göre şekilleniyor… (ayrıca bencillik ve yüksek egoya sahip olmadıkça)

Kimimiz sevgiyi hoşgörüyü bilir, yaratılanı hiç olmazsa yaratandan ötürü severiz, kimimiz de sadece çıkarlarımız ve kendimiz için. Bunun asla kim olduğunla bir bağlantısı yoktur. İnsan olmak, olabilmekle ilintili olan bu durum ne mezhep, ne yaş ne de inanç (Din) nede kültürle oluşur.

 

Bundan dolayıdır belki, tarihler boyunca gün geldi, herkes bir ters yaşadı, bir düz hayat yaşadık. Yeri geldi ilahi adaletin lanetine uğrayıp yok olundu. Bir çok, Kavim gibi.

Kısaca, hepimiz için, yollar dikenlide oldu güllü de.

Dünyaya geldik gidiyoruz, neydi mutluluk?
Sevmek mi sevilmek mi? Ya da hüznün yüzlerini güldürebilmek mi?

 Hayatın keşmekeşlerinde tek başımıza mücadelede ederken, iyisiyle kötüsüyle sevmek istedik parçalara ayrılmış olan kalbimiz ve belki de zavallı yüreğimizle. Ya da herkes için “yarım ve eksik” kalan yanlarımızla. Kalpti bu severdi, sevgiyle yoğrulmuştu yaratan tarafından.

Hepsinin hikâyesi hemen, hemen birbirlerine benzer engellilerin ve zor hastaların.

Bir kaç küçük ayrıntı hariç.
 Kimi bayan.
Kimi erkek.

 Bazılarının yaşam şartları, hastalık ve engel durumları ve maddi olanakları bazılarına göre daha iyi ya da kötü denecek kadar, farklı olsa da. Bu fark başkalarının gözünde onları engelli olmaktan ve yarım erkek veya kadın diye anılıp konuşulmaktan, uzak tutmuyor.

Kurtaramıyor yani.

Hep yarım, hep eksik diyerek öteleniyorlar.
 Sevme, sevilme hakları bile yok sayılıyor onların…

Bizim milletimizin (istisnalar hariç) birçoğu anca siyasi arenalarda, platformlarda ve kendi ailesinin (evinin) dışında olursa hoşgörü gösterip hastayı (engelliyi) ve ailesini anlayıp dinlemeyi, işlerine karışmayı çok iyi bilirler.  (haklarında tek kelime bilmeden, sorup anlamadan) en iyiyi biliyoruz, derler.
Aslında bizi anlayan ve temsil eden filan yoktur.

Kendileri de aynı olan sözde bizi en iyi anlayabilecek, temsil edecek, etme vaadiyle seçilenler, bizim gibilerde dâhil yani.

 Ata binen kaçar, ben kurtuldum Roma yansın, der.

 En yakın zamanda oldu da çoğumuz şahidiz, sosyal medya külhanlarınca, (Yunanistan kül olsun dendiğine) düşünemedik, içimizde lime, lime ölen ölmüş olan insanlığı.

 

İnsan, hakları denildiğinde mangalda kül bırakmazlar en çok ihtiyacı olanın yanında onlar olur yarış halinde, vicdan sahibiymiş gibi ne kadar göstermelik olsa da, vicdanlarını rahatlatmak adına.

Kimimizin sevgiye susuzluk, sevgisizlik işte birileri yanılgıları (yani biz bazı insanlar, hastalar, engelliler ya da yetimler) yutuyoruz, yutmuş gibi davranıyoruz işte…”

 

 Çünkü yaratılışın amacını taşıyoruz az çok ve herkesi kendimiz gibi biliyoruz.

Sevgiyle kalın.

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın